İLK TÜRK HALISI

18 Ağustos 2015 Salı
Altay Dağları eteklerinde 1947 ve 1949 yılları arasında, Pazırık’ta bir mezar odasında yapılan kazılarda bilinen en eski düğümlü halı olan Pazırık Halısı ortaya çıkarılmıştır. Halının M.Ö.2-3 ya da M.Ö.3-5.yüzyıllarda dokunmuş olabileceği düşünülmektedir. Mezar odası içine dolan suyun buz tutması ve halının buz içinde kalması sayesinde Pazırık Halısı günümüze kadar korunmuştur. Halı süvari ve geyik figürleri içeren, bordürlerden oluşmaktadır.

Pazırık Halısı

Desimetrekaresinde 3600 düğüm bulunan Pazırık halısı; stil, ölçü ve şekil bakımından Türkmen halılarına benzemektedir. Halının dokumasında kullanılan atkılar yün olup oldukça ince ve çok bükümlüdür.  Motifler birbirlerine büyük bir uyum içerisinde bağlanmıştır. Pazırık Halısı bugün Leningrad Ermitaj Müzesi’nde sergilenirken, bu halıyla birlikte ortaya çıkarılan diğer mezar odası buluntuları ve Göktürk alfabesi ile yazılmış Türkçe kelimeler, halının Hun Türkleri ile bağlantılı olduğunu ortaya koymuştur. Türk düğümü olarak bilinen Gördes düğümüyle dokunan Pazırık Halısı devrine göre oldukça ileri bir tekniğe sahiptir. Bu da halıcılığın Türklerde çok daha eskilere dayanan bir tarihi olduğunu düşündürmektedir.

BUZ ADAM: ÖTZİ

17 Ağustos 2015 Pazartesi
M.Ö. 3300 yıllarında yaşamış olan Buz Adamı Ötzi, 1991 yılına Avusturya-İtalya sınırındaki Ötzlar Alpleri’nde keşfedilmiş bir mumyadır. Mumya, bu ismi bulunduğu vadiden almıştır. Ötzi sayesinde Bakır Çağı’nın yaşam tarzına ilişkin çok değerli bilgiler elde edilmiştir. 

Ötzi üzerinde adli tıbbın, arkeolojinin, antropolojinin ve diğer ilgili disiplinlerin en ileri bilgi düzeylerini içine alan çok titiz bir çalışma yapılmış, mumya kapsamlı bir şekilde ölçülmüş, röntgen ışınlarından geçirilmiş ve sonunda tarihlendirilmiştir. Dokuları ve sindirim sistemi içindeki buluntular, taşıdığı aletlerdeki polenler ve diğer kalıntılar da mikroskopla incelenmiştir.

Ötzi’nin, ölümü esnasında 30-45 yaş arasında ve yaklaşık 1.60 boyunda olduğu anlaşılmıştır. Ötzi’nin vücudunun çeşitli bölgelerinde toplam 57 dövme bulunmaktadır. Daha da ilginci, bu dövmelerin, günümüzde akupunktur tedavisi açısında önem arz eden noktalar üzerinde veya çok yakınında bulunmasıdır. Hatta, dövmelerin bulunduğu akupunktur noktalarından hareketle Ötzi’nin sindirim sistemi ile ilgili sağlık sorunları yaşadığı anlaşılmıştır.

Ötzi'nin Mumyası

Ötzi’nin giysileri arasında bulunan kuru otlardan örülmüş bir pelerin, deri yelek ve ayakkabılarının büyük bir ustalığın ürünü olduğu anlaşılmıştır. Ayakkabıları geniş, su geçirmez ve karda yürümek için özel tasarlanmıştır. Ayakkabıların tabanında ayı derisi, üst kısımlarında ise geyik derisi kullanılmış ve bu iki arası ağaç kabuğu parçaları ile birbirlerine bağlanmıştır. Ayakkabıların etrafı ve içi kuru otlarla kaplanmış, böylece çorap işlevi görmüştür.

Ötzi ile birlikte bulunan diğer nesneler, bir bakır balta, bir çakmak taşı bıçak, oklarla dolu bir sadak ve yapımının henüz tamamlanmadığı anlaşılan ve Ötzi’nin boyundan daha uzun bir yaydır.
Ötzi'nin aletleri

Ötzi’nin sindirim sistemi analizinde, ilki dağ keçisi ikincisi kızıl geyik eti olan iki ayrı yemeğin kalıntıları bulunmuştur ve etlerin tahıl beraberinde yendiği anlaşılmıştır. İlk yemeğin kalıntılarında yer alan polenler bu yemeğin orta rakımda bir kozalaklı ağaç ormanında yendiği sonucuna ulaştırmıştır.

İncelemelere göre Ötzi’nin ölümü anında, muhtemelen omzuna bir ok saplanmış bulunduğu ve bu okun pelerinini hafifçe yırttığı sonucunu vermiştir. Okun ucu ise Ötzi’nin vücudundan çıkarılmış olmalıdır. Aynı taramadan görüldüğü üzere Ötzi’nin gövdesinde, ellerinde ve bileklerinde de yara ve bereler bulunmaktaydı.

Kan kaybından zayıf düşen Ötzi, görülebildiği kadarıyla, silahlarını ve diğer teçhizatını düzgünce bir kayanın yanına sıralamış ve ardından son nefesini vermiştir.

Paul Bahn, Arkeolojinin ABC’si


AMİSOS HAZİNESİ

16 Ağustos 2015 Pazar
1995 yılında Samsun’da bulunan Amisos antik kenti sınırları içinde bir kazı yapıldı. Bu kazılarda yumuşak kaya kitlesinin oyulmasıyla yapılmış, tüm duvarları sıvanmış yaklaşık üç metre yüksekliğindeki bir mezar odası bulundu. Bulunan mezar odasında beş mezar tespit edildi. Bu mezarlardan üçünün kullanıldığı, ikisinin boş olduğu görüldü. Yapılan bilimsel çalışmalardan sonra bu mezarların aile mezarı olduğu anlaşıldı. Birçok mezardan oluşan bu odalarda som altından ziynet eşyalarının yanında çanak, çömlek, cam ve mermerlerden yapılmış arkeolojik eserler bulundu.

Mezar Odası

Yapılan inceleme ve değerlendirmelerde mezarların Pontus Krallığı’nın en üst düzeydeki yöneticilerden birine ait olduğu, odada bulunan diğer mezarların da bu kişinin eşine ve kızına ait olabileceği düşünüldü. Amisos mezar odasında bulunan eserlerin M.Ö. 4.yüzyıl sonu ile M.Ö. 3.yüzyıl başlarına ait olabileceği açıklandı. Altın takılardan taç, küpe, bilezikler işçiliklerinin güzelliğiyle dikkat çekmektedir. Karun hazinesinden sonra Türkiye'de bulunmuş en değerli ikinci hazinedir.


Altın bir ziynet eşyası


İLK ÇAĞ'DA KOLONİCİLİK

15 Ağustos 2015 Cumartesi
Bir devletin ekonomik, siyasal veya sosyal nedenlerden dolayı, kendi sınırları dışında ele geçirip yönettiği topraklara koloni denir.

Bir deniz kolonisi
İlk Çağ'da hem denizde hem de karada koloniler kurulmuştur. Kolonicilik alanında Fenikeliler, İyonyalılar, Yunanlılar ve Asurlular en meşhur medeniyetlerdir. Kolonicilikle uğraşan uluslar yeni kaynaklar elde ederek zenginleşmişler ve ülkelerini kalkındırmışlardır.

URARTULAR

SİYASİ TARİHLERİ

*M.Ö. 900 – M.Ö. 600 yılları arasında Asya kökenli Hurriler tarafından kurulmuştur.
*Tuşpa(Van) merkezli olarak Doğu Anadolu’da kurulmuşlar, önceleri beylikler halinde yaşamışlardır.
*Kurucusu Sardur’dur.
*200 yıl kadar Asurlular’la savaşmışlar, İskit-Med akınlarıyla yıkılmışlardır.
*Asurlular, M.Ö. 743 tarihinde Tuşpa’yı kuşatınca Urartu egemenliğine büyük bir darbe vuruldu. Aynı dönemde kuzeyden gelen Kimmerlerin saldırıları başladı. Bu nedenle Urartular M.Ö. 8. yy sonlarında Van Gölü yöresine çekilmek zorunda kaldılar.
*Urartular sık sık Asurluların istila ve baskınlarına uğramışlardır. Böylece hem Urartu medeniyeti zarar görmüş hem de bu dönemde sık meşe ormanlarıyla kaplı Van yöresi tahrip edilmiştir. Bu durumu Asur kralının diktiği kitabe üzerindeki “Güzel fidanlıkları dağıttım, üzüm bağlarını geniş ölçüde tahrip ettim ve sazlık kadar sık ormanları kestirdim…” ibaresi açıkça ortaya koymaktadır.  

Urartulu bir savaşçı


DEVLET YÖNETİMİ

*Ülkeyi tanrı Haldi adına geniş yetkileri olan Kral yönetir.
*Ülkeyi eyaletlere ayıran Urartular, valileri merkezden atayarak merkezi otoriteyi güçlü tutmayı amaçlamıştır.

DİN-İNANIŞ

*Çok tanrılı din anlayışı vardır.
*Savaş tanrısı HALDİ en önemli tanrılarıdır.
*Ölümden sonraki hayata inanmışlardır. Bu inancın etkisiyle mezarlarını oda ve ev biçiminde yapan Urartularda, mezarlara ölüyle beraber değerli eşyaları da konulmuştur.

SOSYAL-EKONOMİK HAYAT

*Halkın önemli bir bölümü tarım ve hayvancılık faaliyetleri ile uğraşmışlardır.
*Sulama kanalları açarak verimi arttırmayı amaçlamışlardır.

DİL-EDEBİYAT

*Çivi ve resim yazılarını kullanmışlardır.

BİLİM-SANAT

*Su mimarisinde geliştiler. Başkent Van’a 80 km. uzaktan su taşıyan kanal yapmışlardır.
*İlk barajları (Keşiş Gölü Barajı) yapmışlardır.
*Asurlulardan mimari alanında etkilendiler.
*Taş ve maden işçiliğinde oldukça ilerlemişler, yaptıkları kaleler, saraylar, tapınaklar ve su kanallarının kalıntıları günümüze kadar ulaşmıştır.
*APADANA; sütunlu kabul salonu.

ÖZELLİKLERİ

*Anadolu’yu Asur egemenliğine karşı korumaları bakımından önemlidir.

İYONYALILAR

14 Ağustos 2015 Cuma
SİYASİ TARİHLERİ

*Tarihte, İzmir ve Büyük Menderes Nehri arasındaki bölgeye İyonya adı verilmiştir.
*Dorların baskısı sonucu Yunanistan’dan Batı Anadolu’ya göç eden Akalar tarafından kurulmuşlardır.
*Şehir  devletleri halinde yaşamış, siyasi birlik sağlayamamışlardır. En tanınmış şehirleri İzmir, Efes, Milet, Foça’dır.
*M.Ö. 700’de Lidya egemenliğine, daha sonra Pers egemenliğine girdiler. İskender’in Asya seferinin sebebi İyonyalılardır.
*Koloniler kurmuşlar, kolonilerine yerleşme amacıyla gitmişlerdir.

DEVLET YÖNETİMİ

*Her biri bağımsız devlet olan İyon şehirleri, önceleri krallık sonra da demokratik hükümetler tarafından yönetilmiştir.
*Şehir devletleri halinde yönetilmeleri yüzünden siyasal alanda etkili olamamışlardır.

DİN-İNANIŞ

*İnsan şeklinde düşündükleri çok tanrılı din anlayışı vardır.
*Hem Yunan hem de Anadolu tanrılarına tapan İyonyalılarda önemli tanrılar Zeus, Athena ve Artemis’ti.
*Tanrıların tabiat kuvvetlerini kontrol ettiklerine inanmışlardır.

Artemis Tapınağı

SOSYAL-EKONOMİK HAYAT

*Lidyalılar, İyonyalıların Anadolu ve Ön Asya ile bağlantısını keserek ticaret yapmalarını engellemişlerdir. Bunun sonucu olarak İyonyalılar donanmalarıyla Akdeniz ve Karadeniz’e açılmışlar, buralarda koloniler kurarak bugünkü birçok yerleşim yerinin temelini atmışlardır (Sinop, Samsun, Trabzon…).

DİL-EDEBİYAT

*Fenikelilerden aldıkları yazıyı geliştirmişler ve batıya aktarmışlardır.
*En önemli edebiyat eserleri İzmirli Homeros’un İlyada ve Odisea destanıdır.

BİLİM- SANAT

*İyonya’da özgür düşüncenin varlığı felsefenin ve bilimin gelişmesini sağlamıştır.
*Matematikte Miletli TALES; Teoremi ve güneş tutulması hesaplaması ile ünlüdür.
*Matematikte Pisagor; Dünyanın yuvarlaklığını ilk kez ileri sürer.
*İlk deneyi yapan Anaksimandres,
  Kilit ve anahtarı bulan Teodorus,
  Atom sözcüğünü bugünküne yakın bir biçimde ilk kez kullanan Demokritos,
  Bilimsel manada ilk astronom olan Anaksogaros,
  Ünlü bir filozof olan Diyojen,
  Tarihin babası sayılan Heredot,
  Tıbbın temellerini atan Hipokrat, İyonyalıdır.

ÖZELLİKLERİ

*Ticaret yollarının bitiş noktasında bulunmaları ve tarım ve deniz ticareti sayesinde zenginleşmeleri sonucunda kültürel ve bilim yoluyla Anadolu medeniyetlerinin en gelişmişini oluşturmuşlardır.



KRAL YOLU

Lidyalıların yaşadığı çağda denizlerdeki ticareti Fenikeliler ve Yunanlılar idare ediyordu. Onlarla başa çıkamayacaklarını bilen Lidyalılar daha çok kara ticaretine önem vermişlerdir.

Lidya kralları ticaretin bir düzen içinde sürmesine özen gösterdiler ve ticareti geliştirmek amacıyla Efes’ten başlayıp Mezopotamya’ya kadar uzanan Kral Yolu’nu yaptılar. Bu yolun yapılması sonucunda,
Ø  Lidyalılar zenginleşmiştir.
Ø  Doğu – Batı kültürleri arasındaki etkileşim artmıştır.

Kral Yolu


Lidyalıların inşa ettiği Kral Yolu, o zamana kadar yapılan yolların en iyi ve emniyetlisiydi. Yaklaşık 2500 km uzunluğundaki bu yolu kervanlar 90 günde alırdı. Kral yolu taşlarla örülmüştür.

GÜNEŞ KURSU

13 Ağustos 2015 Perşembe
Hitit uygarlığı ve sanatının simgesi sayılan Güneş Kursu, Hitit öncesi (Hatti) döneminin bir eseridir.

Güneş Kursu’nu oluşturan yuvarlağın dünyayı ya da güneşi, üzerinde yer alan çıkıntıların ise doğanın çoğalmasını, üremeyi temsil ettiği söylenmektedir. Kuşlar da aynı şekilde doğanın çoğalmasını, geyik figürleri ise barışı sembolize etmektedir.


Güneş Kursu

HATTİLER

M.Ö. 2500 – M.Ö. 1700 yılları arasında Anadolu’da büyük bir uygarlık oluşturmuşlardır. Buna rağmen elde edilen bilgiler oldukça kısıtlıdır. Hattilerin, Anadolu’ya göçler sonucunda geldikleri tahmin edilmektedir.

Hatti kültürüne ait en önemli eserler Alacahöyük’te bulunmuştur. Bunlar arasında Güneş kursları, altın kupalar, heykelcikler gibi birçok eser bulunmaktadır. Ortaya çıkarılan bu eserler günümüzde Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.

Hattilere ait süslemelerin Anadolu’nun birçok yerinde görülmesi bu uygarlığın geniş bir coğrafyaya yayılmış olduğunu göstermektedir. Hatti halkı, hayvan biçimli tanrı kültürünü benimsemiştir. Bu inanış içerisinde özellikle de boğa önemli bir simge olmuştur. Hattiler, Hititlerle kaynaşmış böylece Hatti kültürü, Hitit kültürü içinde yaşamaya devam etmiştir.

KRAL MİDAS

12 Ağustos 2015 Çarşamba
Midas, yaşamı ve ölümü üzerine mitolojiler yazılmış ünlü Frigya kralıdır. Yaşamı boyunca acılar çekmiş olan Midas'ı özellikle eşek kulaklarıyla ünlenen bir kral olarak tanırız. Yapılan bilimsel çalışmalarda, Midas'ın anne karnında bir hastalığa yakalandığı ve bu hastalık nedeniyle kulak kanalları asimetrik olarak doğduğu anlaşılmıştır.

Kral Midas

Halkından utanan Midas'ın sürekli olarak başına giydiği bir serpuşla gezdiği, kulaklarını hiçbir zaman göremeyen halkının ise, kulakları eşek kulağına benzeterek dedikodu yaptıkları düşüncesi kuvvet kazanmıştır.

LİDYALILAR

SİYASAL DURUM

* Lidya, İlk Çağ’da Gediz ve Küçük Menderes nehirleri arasında kalan bölgeye verilen addır.
*Lidyalılar, M.Ö. 1200’lerde Ege göçleriyle Anadolu’ya gelmişlerdir.
*Lidyalılar, Friglerin ve Urartuların son dönemlerini yaşadığı sıralarda Kral Giges tarafından kurulmuştur (M.Ö. 687).
*Başkentleri Salihli yakınlarındaki Sardes’tir.
*En parlak dönemini KREZUS döneminde yaşamıştır.
*M.Ö. 546 yılında Ege Denizi’ne çıkmak isteyen Persler tarafından yıkılmıştır.

DEVLET YÖNETİMİ

*Lidya Devleti feodal bir sisteme dayanmıştır.
*Devleti kralla birlikte tüccar, toprak sahibi ve soylular yönetmiştir.

DİN-İNANIŞ

*Tabiat kuvvetlerine ve Artemis, Zeus, Apollo gibi Yunan tanrılarına inandılar.

SOSYAL-EKONOMİK HAYAT

*Denizlerde Yunan ve Fenikelilerle rekabet edemeyecekleri için kara ticaretinde geliştiler.
*Efes’ten başlayarak Mezopotamya’ya kadar uzanan ticaret yolu KRAL YOLU’nu kurdular.
*Kral yolu üzerindeki ticaret sayesinde Doğu ile Batı kültürleri arasındaki etkileşim artmıştır.
*İlk parayı bulan ve ticarette kullanan Lidyalılar’dır.
*Kırsal alandaki halk, büyük toprak sahiplerinin arazilerinde ücretsiz olarak çalışmıştır.

DİL-EDEBİYAT

*Hitit ve Friglerden etkilendiler.
*Ezop Sard sarayının aylıklı yazarları arasındadır.

BİLİM-SANAT

*Hitit ve Yunan etkisinde kaldılar.

ÖZELLİKLERİ

*Lidyalılar, Anadolu’da ücretli askerlik sistemine dayanan bir ordu kurmuşlardır.
*Lidya ordusu istenilen düzeyde teşkilatlanamadığından askeri açıdan yetersiz kalmıştır. Bu durum Lidyalıların yıkılmasında etkili olmuştur.

KİBELE

11 Ağustos 2015 Salı
Çiftçilikle uğraşan Friglerde Kibele bereket tanrıçasıdır. Frigler, Kibele’yi ana tanrıça olarak kabul ederlerdi. Frig inanışına göre, Kibele her yıl sonbaharda sevgilisi Attis’i ölüme teşvik eder, Attis’in ölümü ile tabiat da ölürdü. Attis, ilkbaharda yeniden dirildiğinde Kibele ile buluşur, Kibele ile Attis’in buluşmasıyla tabiat yeniden dirilirdi.


Kibele

Kaynak : Nazmi Özçelik
İlk Çağ Tarihi ve Uygarlığı, s.110.

FRİGLER

SİYASİ TARİHLERİ

*M.Ö. 1200’de Ege göçleriyle Anadolu’ya geldiler (Ankara-Polatlı).
*İlk siyasi birliklerini M.Ö. 750’li yıllarda kurmuşlardır.
*Bir iç batı Anadolu medeniyetidir.
*MERKEZ Gordion’dur.
*KURUCUSU; Gordias (M.Ö. 800)
*En ünlü kralları; MİDAS. Bu dönemde ülkenin sınırları Kütahya’dan Kızılırmak’a, Ankara’dan Denizli’ye kadar gelişmiştir.
*Kafkaslar üzerinden Doğu Anadolu’ya giren Kimmerler son vermiştir (M.Ö. 676).
*Batıya çekilen Frigler, önce Lidyalıların, daha sonra da Perslerin egemenliğine girmişlerdir.

DEVLET YÖNETİMİ

*Krallıkla yönetildiler, krallarına Gordias veya Midas ünvanı verdiler.

DİN-İNANIŞ

*Tarım dini inanışta da kendini gösterir. En önemli tanrıları bereket tanrıçası KİBELE’dir.
*Tarım çok önemli olduğu için tarıma dayalı cezalar çok ağırdır. Bir saban kırmanın, bir öküz öldürmenin cezası ölümdür.

SOSYAL-EKONOMİK HAYAT

*Geçim kaynakları tarım ve hayvancılık olduğu için tarıma dayalı cezalar çok ağırdır.
*Gordion, Kral yolu üzerinde önemli bir pazar ve konaklama merkezidir.
*Kuyumculuk gelişmiştir.

DİL-EDEBİYAT

*Yazı sistemi ve dilleri tam olarak çözülememiştir.
*Yazılarının kökeni kesin olarak bilinmez. Ancak Hint-Avrupa kökenli olduğu tahmin edilmektedir.
*Midas destanı en önemli eserleridir.
*Edebiyatta fabl türü Frigya’da doğmuştur.

BİLİM-SANAT

*Kibele tapınakları, Midas’ın mezarı önemli eserleridir.
*Müzik, kaya mimarisi (Ölülerini oyulmuş kayalara gömdüler)
*TÜMÜLÜS; Yığma toprak tepeler altında ahşap mezarlar
*Dokuma alanında ilerlemişlerdir.(Tapates adıyla bilinen halı ve kilimler)
*Fibula denilen çengelli iğneyi buldular.
*Frig vazoları Anadolu’nun en önemli seramik örneklerindendir.

ÖZELLİKLERİ

*Tarım bu medeniyeti her alanda etkilemiş ve şekillendirmiştir.
                                                         

HİTİTLER

10 Ağustos 2015 Pazartesi
   Hititler, aralarında altı kadar dil konuşan birçok kabileden meydana gelmişti. Bu dillerden biri, Anadolu'nun ilk sakinlerinin konuştuğu Hatti idi. Hititler, bronzdan daha sağlam bir metal olan demirin bilinen ilk işçileriydiler.


SİYASİ TARİHLERİ

* M.Ö. 2000 yılları başlarında Kafkasya’dan Orta Anadolu’ya gelerek Kızılırmak boylarına yerleşmişlerdir.
*M.Ö. 1590'da, Babil ülkesini talan ettiler ve daha sonra tekrar Anadolu'ya çekildiler.
* M.Ö. 1400 yıllarında imparatorluk hâline gelmişlerdir.
*Başkent: Hattuşaş
Şehir devletlerinden merkezi krallığa geçmişlerdir. MURŞİL zamanında Halep’i ele geçirerek Mezopotamya’ya kadar ilerlediler.
*İmparatorluk döneminin en önemli olayı: KADEŞ SAVAŞI(M.Ö. 1296-1280) ve ANLAŞMASI
Tarihte bilinen ilk yazılı anlaşma
* Hitit Devleti’nin M.Ö. 1200’lerde Ege göçleri ile batıdan gelen kavimler tarafından yıkılması sonucunda Güneydoğu Anadolu’da Hitit şehir devletleri kurulmuştur. M.Ö. 700 yıllarında önce Asurlulara bağlanan bu şehir devletleri daha sonra Pers hâkimiyetine girmiştir.
*Ordu: İmparatorluk döneminde düzenli, güçlü bir ordu kurdular. Orduları; yaya ve savaş arabalarını kullanan süvarilerden oluşuyordu.

DEVLET YÖNETİMİ

*Hükümdarlar – LABARNA- rahip-kral özelliği gösterirler.
*Tavananna denilen kraliçe yönteminde etkilidir. Dini törenlere başkanlık yapar, kral savaşa gittiğinde ülkeyi yönetirdi.
*Önemli kararların alınmasında Soylulardan oluşan “Pankuş Meclisi” de etkilidir (Meşrutiyet rejiminin ilk örneği).
*Devlete baş kaldırmak veya kralın buyruklarına karşı gelmek,  büyük suç sayılmıştır ve ölümle cezalandırılmıştır.

DİN-İNANIŞ

*Çok tanrılı din anlayışı vardır. Bu yüzden bu dönemde Anadolu’ya “Bin tanrı ili” denmiştir. En önemli tanrıları güneş tanrıçası Hepat ve kocası fırtına tanrısı Teşup’tur.
*Ahiret inançları zayıftır.
*Tapınmanın en önemli şartı temizliktir.
*Tanrılarına hesap vermek için “Yıllıklar(Anal)” tutmaları ile TARİH YAZICILIĞINI BAŞLATMIŞLARDIR.

SOSYAL-EKONOMİK HAYAT

*Soylular ve rahiplerden başka halk; hürler, namralar ve kölelere ayrılır. Bu sınıfların hakları kanunlarla korunmuştur.
*Ekonomileri tarım ve hayvancılığa dayanır.
*Atı Çin'den Orta Doğu'ya getirdiler.
*Madencilik ve dokumacılık gelişmiştir.
*Tımar sistemini Anadolu’da ilk kullanan medeniyettir.
*Mezopotamya’dan alınan kanunlara eklemeler ve düzeltmeler yapmışlar, böylece Anadolu’daki ilk kanunları oluşturmuşlardır. Hititlerde, medeni hukuk ve ceza hukuku büyük gelişme göstermiştir.
*Hitit kanunları, kölelere de mülkiyet hakkı tanımıştır.

DİL-EDEBİYAT

*Çivi ve resim yazılarını kullanmışlardır. (Anadolu’da tarihi çağlar Asurlar’ın yazıyı getirmesiyle başlar.)
*Edebiyatta Mezopotamya etkisinde kaldılar. Gılgamış ve Kumarbı destanlarının Hititçe tercümesi önemlidir.

BİLİM-SANAT

*Tapınak ve saray mimarisi gelişti.
*Heykelcilik ve kabartmacılık başlıca sanat dallarıdır.
*İvriz ve Yazılıkaya Kabartmaları önemli eserlerindendir.
*HUKUK; Kanunlarını Mezopotamya’dan alarak geliştirdiler.
*Cezalar fidye esasına dayanır, insancıldır.
*Aile hukuku gelişmiştir. (Medeni hukukun temelini atmışlardır.)

ÖZELLİKLERİ

*Anadolu medeniyetinin temelini oluştururlar.
*Anadolu’da ilk kuvvetli siyasi birliği kurdular.
*Anadolu’da ilk merkezi krallık